29 Nisan 2009

ne yapabilirim ki..

gökkubbe altında söylenmemiş söz yoktur derler. aslında yaşanmamış da hiç bişey yoktur. zannedersin ki en güzel dostluklar senin, zannedersin ki onu kimse senin kadar sevemez, zannedersin ki kimse bu kadar sevinmemiş kimse bu kadar üzülmemiştir. oysa ki yaşanmış olmasından öte şu an aynı şeyleri yaşayan nice insan vardır kimbilir.

ben de kimsenin yaşamamış olduğunu iddia etmek için can atıyorum aslında şu an yaşadığım şeyleri düşünürken. oysa ki bir çerçeve yukarıdan bakıldığında nice insanın yaşadığı şeylerden birini yaşıyorum sadece aslında.. o nice insandan biriyim sadece. normalim. farklı değilim.

egomun çıldırdığı, farklı olmak için kıçını yırttığı şu anda biliyorum ki hiç de farklı değilim bu insanlardan.

bi çok insan yaşamıştır hatta hayatının bir döneminde bu büyük boşluğu.. tabii her birey farklı ölçüde yaşamış bunu farklı değerlendirmiş ya da farklı sonuçlandırmış olabilir. ama yaşadıklarının, hissettiklerinin aynı olduğunu düşünüyorum.
bu boşluk sadece yapacak bişeyler bulamamak değil. sadece bişeyler yapmak istememek değil. yorgunluk değil sadece. yaptığın hiç bişeyde anlam bulamamak değil yalnızca. hayatta anlam bulamamak belki de biraz da. yaşamak için bir sebep bulamamak... boş boş bakmak bir şeylere... boş boş konuşmak, zırvalamak...

gerçeği anlamaya çalışırken fazla parametre yüzünden overload olmak diye tanımlayabildim bunu. aslında bir nevi kararsızlık. bazı insanlar bir karar verip doğruluğundan, mükemelliğinden ya da getirilerinden, götürülerinden çok emin olmadan bu karar doğrultusunda ilerleyebilirken ben bunu yapamadım hiç bir zaman. korkmak mı bu hayattan? yoksa tüm parametreleri aynı anda değerlendirmeye çalışıp bu yükün altında ezilmek mi? bilemedim.

böyle anlarda hep doğum sancısı metaforuma göre hareket ettim. kararı ancak artık acının dayanılmaz olduğu anda verebildim. doğum vakti geldiğinde yani. doğum sancısında yapabildim ancak doğumu.. en sağlıklısının bu olduğuna inanmak için bu metafora güvenmeli miyim bilemiyorum. şimdilik böyle en azından.

27 Nisan 2009

www.ted.com

pek televizyon izlemem ben. lisede yatılı okurken kaybettiğim bi alışkanlık.. sonra da tekrar ısınamadım. ısınmak da istemedim ya.

sinemaya gittim daha çok ya da bilgisayarımdan izledim filmleri. dizi izledim çok.. oldukça da seçici davrandım aslına bakarsanız, hem izleyeceğim filmler hem de bağımlısı olacağım diziler konusunda.

çok kitap da okumam ben. yani sürekli okuduğum bi kitap yoktur elimde. ama kitap okuduğum dönemlerimin oldukça verimli geçtiğini düşünürüm.. kitap okumayı özlemiş oluyorum sanırım her seferinde. tekrar kitap okumak istediğimde 5-6 kitaba birlikte başlayıp paralel devam ediyorum hep.

son zamanlarda her insanın yaşadığı sendromlardan birisi olan pms'e girdim.
pek düzenli değil benim menstrüasyon döngüm galiba... herneyse yine de çok zevkli zamanlar inanın..

bu dönemde ne sinemaya gitmek geldi içimden, ne dizi izlemek ne de kitap okumak.. "şöyle bir televizyona mı baksam ne?" dedim kendi kendime. "bakalım son 9 senede ne değişmiş bu alemde?". Tabii ki o da fayda etmedi.

herkesin sorunları var elbet.. herkesin sorunları da en önemli sorunlar ona da inanıyorum... herşey hep herkesin başına geliyo ya, o da doğru. benimkiler önemli şeyler değil öyle bi isyanım da yok.. bomboşum sadece ben. bi hiçlik söz konusu.

ben böyle gökyüzüne bakarken "meh" diyerek, bir anda bir link geliverdi.

www.ted.com

insanın kendini bulduğu yermiş burası meğer. konferans fuarı gibi bir oluşum bu. ne güzel bütün konferansları da sitelerine upload ediyorlar.

gece gündüz konferans izliyorum ben de burdan. öyle bi tavsiye edeyim dedim.. bu kadar :)

21 Nisan 2009

enerjim var benim.


çılgınça koşmak istiyorum. bacaklarım hızıma yetişemeyecek kadar. arkamdan kötü bişeyler kovalarmış gibi kaçmak istiyorum. kaçarken "O...Saya" çalarsa sevinirim.

avazım çıktığı kadar bağırmak istiyorum.. içimdeki gerginliği atmak, rahatlamak...

en sevdiğim şarkılardan birine eşlik etmek istiyorum, her notayı hissetmek ve aynı duyguları yaşamak... cranberries'den wake up and smell the coffee'yi tavsiye ediyorum bu noktada. özellikle "she's so gorgeous" derken ses tellerim yırtılsın...

güzel bi dayak yemek istiyorum. şöyle artık kılımı kıpırdatacak halim kalmasın, gözüm hiç birşeyi görmesin. aklıma o an dünya ile ilgili hiç bişey gelemeyecek kadar çökmüş bi şekilde uzanayım yediğim dayaktan sonra.. varsa gönüllü ayarlarız bişeyler.

yeni insanlarla tanışmak istiyorum.. yalan söylemek istiyorum onlara. farklı karakterlere farklı ne tepkiler veriyo insanlar çok merak ediyorum.. tanışmak her zaman eğlenceli geliyo bana.. o insanların hikayelerini bilmek istiyorum, uydursalar da...

çok korkmak istiyorum ben.. aniden.. iliklerim kuruyacak, ödüm patlayacak kadar korkmak...

ağaca tırmanmak istiyorum. ağaçtan inmeden midem bozulana kadar vişne yemek istiyorum. özledim ağaca tırmanmayı.. güzel büyük dalları olan bi ağaç istiyorum yakınlarımda. arada bir çıkıp dallarından birine uzanabileyim.

sokakta uyumak istiyorum bi gün. karanlıkta yapayalnız kalayım. sabah kalkayım bakayım ki ayakkabım çalınmış ama teki çalınmış olsun saçma bi şekilde.

resim yapmak istiyorum ben. modern sanat diye cümle aleme yedirmek istiyorum sonra onu.. kimse farketmez bile ne de olsa... modern ya...

hafıza kaybı yaşamak istiyorum şöyle 2-3 saat. hayat ne kadar farklı olurdu acaba? sevdiğim şeyler değişir miydi mesela? değişsin öyle devam edeyim biraz da. sarışınlardan hoşlanayım mesela bundan sonra.. haha şaka gibi :) hoş olurdu yine de sanırım.

inanmak istiyorum ben. birilerine, birşeylere... öyle bağlanayım ki... hayatımı vereyim inandığım şeye, her ne ya da her kim olursa olsun... ben olmayayım bu inandığım.. kendime inanmak fayda etmiyor bana ya da yetmiyor belki de.

gözlerimi kapatmak istiyorum ben.. uyumak olabilir bu, hayal kurmak ya da ebediyete kapatmak gözlerimi. böylece istediğimi göreyim sadece. içimden gelsin gördüklerim.

herşeyden öte koşmak istiyorum ben. şeytandan kaçar gibi... merdivenlerden yuvarlanayım kaçarken. sonra kalktığım gibi koşmaya devam...

enerjim var benim sanki. çıkıp yürüyüş yapayım biraz bari. gelmek isteyen varsa ses etsin.