04 Mart 2009

trendler, yaşam ve biz

moda diye bir şey her zaman varoldu. her ne kadar trendleri set edenler, modayı yaratanlar olsa da aslında bu hareketlilik hep toplumsal bir hareketlilik oldu bence. bir şekilde modayı takip ettik hep, er ya da geç. trendlere ortak olduk. icq kullanırken, msn kullanmaya başladık mesela topluca. ya da humanist olduk gün geçtikçe bir toplum olarak.

sonradan sonraya bir şey çıktı mesela popüler kültüre aykırı olmak diye. insanlar sevmedi popüler kültürü, karşıyım dedi. sonra bu da popüler oluverdi.

trendler hızla yayılmaya başladı yakın zamanlarda. ortaya sevilen beğenilen bir şey çıktığında parlayıp sönmesi çok uzun sürmez oldu. çabucak yayıldı, popüler oldu, popüler olduğu için terkedildi. iz bıraktı, kalıntılar bıraktı. o kalıntılarla yaşamaya çalışan bir sürü insan bıraktı trendler. bir de yeni trendleri yakalamaya çalışan koca bir insan yığını.

artık hızına yetişemez olduk trendlerin, popüler kültürün ya da herhangi bir gelişmenin.

herşey hızlı yayıldığı kadar hızlı gelişmeye başladı. oysaki bizler o kadar hızlı gelişemedik.

toplumsal bu değişim esasen toplumun gelişimiydi. toplum olarak büyüyoruz. yaşlanıyoruz kısacası. her yeni gelen trend ile birlikte toplum yaşlanıyor. ve artık hızlı yaşlanıyoruz.

toplum olarak biz bu yoğunlaştırılmış hayata yetişemedik, gücümüz yetmedi belki de. hızına ayak uyduramadık gelişmelerin, çokluğun, büyüklüğün.

ve aldırmamaya başladık.

yaşanan hiçbir şeyi önemsememeye başladık biz de. herşey doğal gelmeye başladı. artık bize hiç birşey olmuyor. her gün binlerce insan açlıktan ölürken, bize birşey olmuyor mesela. her gün devlet dediğimiz şey kötüye giderken, bize birşey olmuyor. ya da ne bileyim hayatımızda bin bir türlü olay oluyor da bize birşey olmuyor bir türlü. yine de yaşamaya devam ediyoruz.

nasıl ama? nasıl devam ediyoruz? eğer biz yaşananları, yeni gelişmeleri, trendleri, hayatı takip etmeyeceksek, umursamayacaksak olan biteni neyle yaşıyoruz ki?

equilibrium geliyor aklıma, 1984 ya da. christian bale'ın süper olduğundan bahsetmeyeceğim burda.. onu bilen bilir.

kurgu önemli olan bizim için.

insanın elinden bu gelişmelere olan tepkisini, hislerini, duygularını alsanız geriye yaşamak için hangi amaç kalırdı ki?

biz gün geçtikçe buna doğru gitmeye başladık işte. nedensiz bir şekilde yaşıyoruz. kendimize nedenler uydurmaya çalışıyoruz. sahte bir başarının peşinden koşmaya çalışıyoruz mesela. etrafımıza bakıp insanlar nasıl yaşıyorsa onlar gibi yaşamaya çalışıyoruz. arada bir oturup düşünüyoruz, içimize bir dert çöküyor, düşünmeye devam edersek zorlanıyoruz; herşey anlamsızlaşıyor, kaldıramıyoruz. sonra kendimize geliyoruz güya, gidip alışveriş yapıyoruz mesela, iyi hissediyoruz kendimizi. düşünme diyoruz, bastırıyoruz içimizdekileri.

hayatı düşünürken hayatı ıskalamamak gerek diyoruz. devam et...

iyi halt ediyoruz..

Hiç yorum yok: