01 Mart 2009

tanrı insanı neden yarattı?

herhangi bir inanca ya da önyargıya bağlı kalmadan düşünmek istiyorum bunu.

başlangıç olarak belirtelim ki bu düşünce sekansı insanı ve evreni tanrının yarattığı fikri üzerine kurgulanıyor olacak.

varoluşun her döneminde geçerli olmuş bu soruya bir de biz cevap arayalım.

"tanrı insanı neden yarattı?"

çeşitli dinler bu konuya çeşitli açıklamalar getiriyor. onların doğruluğu ya da yanlışlığını tartışmayacağız. ancak her zaman getirilen açıklamalara insan şüphe ile yaklaşabilme yetisine sahip. yani neredeyse her zaman insan "tanrı'nın buna ihtiyacı mı var?" sorusunu sorabiliyor verilen cevap karşısında. ve tekrar bir soru cevap süreci başlıyor.

insanların algılama biçiminde hep bir nedensellik ilişkisi kurma çabası söz konusu. haklı bir çaba elbette ki. çünkü insan nedensellikten bağımsız bir şey yapamıyor ve bu durumda haliyle nedensellikten bağımsız bir şeyi algılaması da söz konusu olamıyor.

insanların nedensellikten bağımsız yapabildikleri tek şey doğruluğu ispatlanmış bir şeyin doğruluğunu kabul etmektir. çünkü bu kabul bir nedenselliğe ihtiyaç duymaz. doğruluğu ispatlanmış bir şeyin doğruluğunu kabul etmek çünkü doğada var olan bir şeydir. doğal olan budur. bu bir nevi mantığın tanımında var olan bir şeydir. aksiyom budur çünkü; doğruluğu ispatlanmış bir şeyin doğruluğu mantıksal bir çerçevede kabul edilir.

yani bir davranış, hareket, durum eğer bir imgenin tanımında var ise bunun nedenselliği aranmaz. tanımında var denilir. eşyanın tabiatı gereği denir halk arasında.

bu durumda "yaratan" olarak da adlandırılan tanrı'nın insanı yaratışı arkasındaki neden tanrının tabiatında var olan yaratmak eylemine bağlanabilir. yani ihtiyaç duyması vs gibi bir şey söz konusu değildir. tanrı dediğimiz şey yaratır. ondan yaratmıştır.

bu düşünce elbette ki herhangi bir temele dayanmıyor. ancak insalığın arkasına düştüğü sorulardan birisine bir yanıt olabiliyor.

tatmin edici bir yanıt mıdır? Hayır tabi ki. Tanrı'nın tanımında "yaratan şeydir" geçip geçmediği kişinin inancına bağlı olduğu için herkes adına tatmin edici bir yanıt değildir elbette.

O zaman bu soruya bu şekilde yanıt verebilmek bize neyi kazandırıyor?

Bir gerçeği...

Gerçeklik dediğimiz şeyin, bizim kabul ettiğimiz aksiyomlar çerçevesinde oluştuğu gerçeğini ortaya çıkaran bir örnek bu sadece.

Bir önceki "herşeyin nedeni" adlı yazıda geçen herşeyi temellendirdiğimiz şeyi açıklıyor basitçe. örneklendiriyor da denilebilir.

eğer siz kabul ettiğiniz aksiyomlar arasına "tanrı yaratan şeydir" önermesini alırsanız bu soruya cevap vermiş olur ve hayatınızı buna göre şekillendirebilirsiniz.

bunun gibi herhangi bir konuda kabul edeceğiniz aksiyomlar, önermeler de sizin hayattaki diğer fikirlere, önermelere bakış açınızı ve bu doğrultuda da hayatınızda yaptığınız herşeyin nedenselliğini oluşturur.

bu da demek oluyor ki doğruluğu ispatlanmamış bir şeye inanmak için bir kaç farklı önermeye ihtiyacınız var. aksi takdirde bu imkansız. bu önermelerin ne olduğu, doğru olup olmadığına olan inancınız size kalmış. ama bütün önermeleriniz doğru değilse, doğruluğu ispatlanmamış olan bir şeyin doğruluğu konusunda hiç bir fikriniz olamaz.

bu noktada bir insanın hangi önermeleri seçtiğinden çok, seçtiği önermeler doğrultusunda tutarlı olup olmadığı daha önemli olmamalı mıdır?

Hiç yorum yok: